IRGANDI KÖPRÜSÜ

Bursa'da, Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri arasında sınır oluşturan Gökdere'nin iki yakasını birleştiren, ilginç yapılı tarihsel köprü. Setbaşı köprüsünün kuzeyinde ve Boyacıkulluğu köprüsünün güneyindedir.
846 H. (1442) yılında Pir Ali oğlu Tüccar Muslihiddin tarafından, olasılıkla Mimar Abdullah oğlu Timurtaş'a yaptırılmıştır. Adı geçen Muslihiddin'in başka vakıfları ve Sakarya üzerinde köprüleri olduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu belgelerde, köprü üzerinde 31 dükkan ve bir mescit ile 2 adet depo (ahır) bulunduğu belirtilmektedir. Köprünün bulunduğu yer, Çoban
Bey Vakfı alanında idi. Üzerindeki 5 dükkan (biri mescit olmak üzere) mütevellilerine gelir getirmek için ayrılmıştı. Güneydoğusunda (Gökdere bulvarının geçtiği kesim), Kurt oğlu mezarlığı bulunmakta idi.
Uzunluğu konusunda çeşitli kaynaklarda birbirini tutmayan abartılı bilgiler verilmekte ise de (300 metre ile 45 metre arasında), dükkân sayı ve boyutlarından yaklaşık bir fikir edinilmesi olanaklıdır. Yüzyıllar boyunca yerleşmeler nedeniyle, derenin iki yamacındaki eğim artmış, vadi daralarak dikleşmiş ve dolayısıyla köprünün boyu ilk yapıldığı döneme göre kısalmıştır.Yunanlıların 1922 yılında Bursa'dan çekilirken bombaladıkları kopili kemerinin, 1949'da yeniden yapılışı sırasında, ya bilgisizlikten ya da çevresinin giderek yükselmesinden ötürü 60 santimetre, kadar yükseltilmiştir. Ayrıca köprünün Yıldırım tarafı Osmangazi tarafına göre 120 santimetre, daha yüksektir. Restorasyon çalışmaları sırasında köprünün her iki başında yapılan kazılarda, bu fark açıkça görülebilmektedir. Köprü nün her iki cephesinden de bu yükselme, parapetlerdeki farklı taş örgüleri ile de kolayca ayırt edilebilmektedir. Bugün köprü ana tonozu betonarme hale getirilmiş olup her iki yanına taş kemerler yapılmıştır. Köprü üzerinde kilit hizasında yapılan kazıda, betonarme tonoz sırtı ortaya çıkmış ve kalınlığı ölçümlenmiştir.Cephelerde dikkat çeken diğer bir özellik, mazgal deliklerinin yerlerinin, yer yer örgü ve boyutlarının bozulmuş olduğudur. Buna karşılık köprünün önemli bir statik sorunu bulunmamaktadır. Hücrelerde ve tonozlu mekânlarda üzengi hizasına kadar taş olan örgü, üzengiden sonra tuğlaya dönüşmektedir. Gerek taş ana duvarların, gerekse tuğla üst örtülerin özgünlüğünü koruduğu, hücrelere geçiş delikleri ve günümüze erişebilen tek kapısında da
 
oynama olmadığı görülmüştür. Yıldırım ta-rafındaki tonozlu mekâna, hücrelerin iki¬sinden; Osmangazi'dekine ise hücrelerin üçünden giriş bulunmaktadır. Yapılan ka¬zı çalışmaları sırasında sadece üstten ula¬şılabilen bir hücrede, dikkatlice tonoza ge¬çiş yerinin olup olmadığı incelenmiş ve herhangi bir geçiş izinin yanı sıra, herhan¬gi bir onarım izine de rastlanmamıştır. Bu nedenle tonozlu mekânlara tüm hücreler¬den değil, havalandırma amacıyla gerekti¬ği kadar yerden bağlantı sağlandığı düşü¬nülmektedir. 1990 yılında Kâzım Baykal'ın öncülüğünde yürütülen kazılarda, Yıldırım tarafında, Osmangazi yönündeki kapıya benzer bir bağlantının varlığı araştırılmış, ancak bulunamamıştır. Her hali ile böyle bir girişin gerekliliği ortadadır. Ancak, ta-rihi bilinmeyen bir onarımda köprü boyu kısaltılırken yok edildiği olasılığı fazladır. Bu durumda kapı yerleri orta aksa eşit uzaklıkta olmamaktadır.
Yapının uğradığı değişiklikler 1442'de 31 adet dükkân ve 1 mescitten oluşan yapıdan, günümüze üst yapı ile il¬gili hiçbir şey kalmamıştır. Zaman içinde geçirilen onarımlar, deprem ve bombala¬ma sonucunda değil dükkânlar, bunların temelleri konusunda bile bilgi edinebilmek güçleşmiştir. Eldeki kayıtlara göre köprü en son 1949 yılında Belediye tarafından ona¬rılmıştır. O tarihten günümüze defalarca as-falt, beton vs. kaplamalar yapılmış, yapıya ağır yük yüklenmiş ve sonuçta kopili öz¬gün kotundan oldukça fazla yükseltilmiş¬tir. Yine yapılan onarımlar sonucunda, kop¬ili kemeri de 60 santimetre, kadar yüksel¬tilmiş ve betonarme olarak onarılmıştır.
Prof. Yılmaz Önge, Kâzım Baykal'ın yapmış olduğu araştırmalardan da yarar¬lanarak, 1975 yılında Budapeşte'de topla¬nan V. Milletlerarası Türk Sanatları Kong-resi'nde Irgandı köprüsünü dünyaya tanıt¬tı. Sunduğu tebliğ ilgi gördü ve Vakıflar Dergisinde yayımlandı. 11 Kasım 1989'da Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Korama Kurulu köprünün bilimsel veriler ışığında restorasyonunun yapılması ve fonksiyo¬nuna uygun biçimde yeniden yaşama ge¬çirilmesi için bir protokol hazırladı. Bu pro-tokol Koruma Kumlu, Bursa Büyükşehir, Osmangazi ve Yıldırım Belediye başkan¬ları ile, Prof. Yılmaz Önge, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Kâzım Baykal, Mimarlar Oda¬sı Genel Başkanı, Mimarlar Odası Bursa Şubesi ve Müze Müdürlüğü tarafından im¬zalandı; projesi çizildi ise de henüz uygu¬lamaya geçilemedi (1999).
Restitüsyon çalışması
Mazgal delikleri ve üst depo boyutları göz önüne alınarak, vakfiyesinde belirtilen 32 mekân yerleştirildiğinde, Yıldırım yö¬nünde yapının her iki katta da bugünkü yolun ortalarına kadar uzandığı hesap edil¬mektedir. Kentin nüfusu artıp, kopili çev¬resinde yerleşme yoğunlaştıkça, yolların köprüye doğru kaydırıldığı, bu nedenle ya¬maçların giderek daha dikleştiği ve bilin¬meyen -kayıtlarda geçmeyen- bir onanın¬la bu yöndeki özgün depo (ahır) giriş ka¬pısının yok edildiği sonucuna varılmıştır. Yapının doğu yönünde sel sularından da zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Hesaplara göre, yapı Yıldırım yönünden 9-20 metre kadar kısalmıştır.Dükkân depolarının hep-sinin ahır kesimine birer pencere ile açıl¬madığı görülmektedir. Depo kısımlarının havalandırılması için yeterince pencere ya¬pıldığı anlaşılmaktadır. Bu depoların 24 adet olması, buna bağlı olarak da 24 adet mazgal deliğinin bulunmasını gerektirmek¬tedir. Günümüze bunlardan sadece 14'ü eri¬şebilmiştir.
Evliya Çelebi'de Irgandı Köprüsü
Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesinde Irgandı köprüsü ilgili ilginç ve hoş bir öy¬kü anlatır, şöyle (sadeleştirilmiş metin):
"Irgandı Köpnisü 'nün vasıfları: Bursa'nm bir çarşısı da, Gökdcre'deki Irgandı Köpnisü üzerindeki sağ ve sol 200 kadar [!] dükkânlarıdır. Odalarının pence¬releri, ayakları altında Gökdere'ye bakar. Bu köprü dükkânların üzeri hep tonoz ke¬merler ile yapılmış olup kurşun örtülüdür. Bu köprünün iki başında kale kapıları gi-
 
bi demir kapılar, üzerinde mazgal delikle¬ri vardır. Kapılar kapanırsa, başka bir yer¬den girmek mümkün değildir. Kopilimin bir tarafı boştur. Han gibi, misafirhane olup at bağlanır. Rum, Aıap ve Acem'de bir göz¬lü, şöhreti dünyayı tutmuş, göklere yüksel¬miş büyük köpnilerden biri de budur."
Evliya Çelebi, köprünün ne gerekçe ile yapıldığına değgin söylencesel bir öy¬küyü de, "Irgandı köpıiisünün yapılış se¬bebi" başlığı altında şöyle anlatır:
"Türkçede ııgandı, ırgalandı, salındı ma-nasınadır. 729 [1328/291 senesinde Orhan Gazi Bursa'yı fethetmiştir. O sırada Allah yolunda bir mücahit hamama giderken bu köprü yanında , 'Çıkayım mı, varayım mı?' gibi bir ses işitir. Gazi hemen dalkılıç olup, 'Çık bakalım, ne yapabilirsin!' diyerek se¬sin geldiği yere bir satır vurunca, vurduğu yerden gürleyerek bir büyük hazine mey¬dana çıkarak, yer ırgalanıp sarsılır. Gazi de hayrette kalarak şaşını: İki yanma bakınca ne görse iyi? Derenin içi Kıdafe [?] altınla¬rı ile dolu... Hemen koşarak Orhan Gazi'ye başından geçeni bir bir anlatır. O da, "Ya ne haber ettin? Allah sana müyesser etmiş... Var, Bursa'da hayır işlerine sarfet!' diye em¬reder. Mücahit, paranın hepsini evine taşı¬yarak, onda birini beytü'1-mâle (devlet ha¬zinesine) verip geıide kalanıyla büyük köp¬rüyü yapar. İşte Irgandı denmesinin sebe¬bi budur..."
Yabancı gezginlerde Irgandı Irgandı Köprüsü'nden söz eden ilk ya¬bancı gezginlerden biri Reinhold Lube-nau'dur. XVI. Yüzyılın sonlarında Bursa'dan geçen Lubenau, bu kentte, güzel, yüksek, taştan yapılmış sanatkârane bir köprünün ve bunun üstünde çeşitli dükkanlar bulun¬duğunu belirterek, abartılı bir aktarımla uzunluğunun 300 metre olduğunu yazar. Ancak köprünün, olasılıkla Türklerin fet¬hinden öce, Hıristiyanlar tarafından inşa edilmiş olduğunu da ekler.l836'da Bursa'yı gören Miss Pardoe, üstündeki dükkânlar¬da ipekli dokumacıları bulunan bu köprü¬yü Roma devri eseri diye tanımlar. Irgan-dı'yı, dağdan inerek hızla ovaya dökülen bü' derenin üstünden geçen bir sokağa ben¬zetir ve harap olmaya yüz tuttuğunu yazar. Ayrıca köprünün Setbaşı köprüsü tarafın¬dan görünüşünü yansıtan bir skecini de ya¬pıtına ekler. Bu skeç, günümüze ışık tutan önemli bir belge değerindedir. Charles Te-xier de, adını anmaksızın köprünün 1830'lardaki durumunu kısaca şöyle ifade eder." ... Tek kavisli, üzerinde İsviçre'nin bazı küplüleri gibi çatısı bulunan bir köp¬rü, bu vadide İslâm'la Etmeni mahalleleri-nin nokta-i ittisalinılbağkmtı noktasını] teş-kil eder...."
Texier'nin, Description de L'AsieMine¬me adlı bu eserinde, köprünün dere için-den ve kuzey doğu taraftan görünüşünü veren güzel bir gravür de bulunmaktadır. XIX. yüzyılın ilk yarısından sonra, köprü¬ye ait gravür veya fotoğraf halinde daha fazla belge vardır, Bunların hemen hepsin¬de kopilinim üstünde bir kagir arasta bu-lunmaktadır. Ancak son fotoğraflarında bu¬nun yerinde, daha çok eve benzeyen, iri¬li ufaklı, yan yana ahşap dükkânlar görün-mektedir.
The İllustrated London Ne\vs\m 15 Şu¬bat 1890 tarihli nüshasındaki bir gravürde de, bu durum açıkça görülmektedir. Gra¬vür, Setbaşı tarafından Irgandı Köprüsü'ne bakıldığına göre yapılmıştır. Irgandı'nın XX. yüzyıl başlarındaki durumunu gösteren fo¬toğraflar da vardır. Bunlardan biri, Jean de Nettancourt-Vaubecouıt'un Sur Les Gran-des Routes de TAsie Mineure isimli kitabı¬na ek albümde yer almaktadır (1908).
Albert Gabriel'in Une Capitale Turque Brousse isimli kitabında da, 1910 yılında
 
yaptığı bir akuarelle, hemen hemen aynı görünüşü biraz daha perspektif katarak sunmaktadır.
Dr. E. Diez ve Dr. H. Gluck'ün İ920'de Münih'te basılan Alt Konstantinopel adlı kitaplarında da, üstündeki ahşap dükkân-larıyla Irgandı'nın kuzeydoğu cephesini perspektif olarak yakından gösteren bir fo-toğraf bu 1 u n ma kta d ı r.
1855 depreminin etkileri
Bursa'da pek çok yapıyı hasara uğra¬tıp yıkan 1855 depreminin, Irgandı Köprü-sü'nün de bazı yerlerini hasara uğrattığı, hatta yıktığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Cevdet Paşa'nın Tezâkir-i Cevdet adlı yapıtının birinci kitap yedinci tezkiresinde bu durum şöyle anlatmaktadır:
"Recebin yirmi üçüncü gününün akşa¬mı, yani yirmi dördüncü Perşembe gecesi saat biri on dakika geçerek bir güherçile buharı peyda olup, beş dakika sürmüş. Ne¬den hasıl olduğu ve olacağı bilinemeyip, herkes havf-ü dehşet üzere iken birdenbi¬re bir zelzele-i şedide zuhura gelmiş. (...) Sultan Murad'i Evvel'in [Murat I, salt. 1362-13891 inşa-keıdesi olan UrganIı köprüsü¬nün bazı mahalleri sakatlanmış ve Su-başı köpıüsü, üzerinden mürur ve ubur müm-kin olmayacak mertebe yarılmış..."
'[İkinci ve şiddetli depremin ardından] Dört yüz elli seneden beri kaaim [duran] ve metaneti ile meşhur olan Subaşı ve Ur-ganlı köprüleri kamilen yıkılmış. Gökdere suyu vakt-i feyezanında [taşkın zamanın-da] Keşiş dağından [Uludağ] yinni otuz kıy-yelik kayaları sürükleyerek getirip bu küp-lülere çarpar olduğu halde bu kadar yüz yıllardan beri bir yerleri sakatlamamış iken, iki dakika zarfında bu köprülerin bütün bütün münhedim olu vermelerinden [yıkı-lıvermelerinden] zelzelenin derece-i şidde¬ti istidlal olunabilir."
Abartılı ve yanlış bazı anlatımlara kar¬şın, bu yapıttan, depremin Irgandı Köprü-sü'nde büyük hasara yol açtığı anlaşılmak¬tadır. Daha sonra bu hasarın neden olabi¬leceği çökme tehlikesine karşı, bazı tedbir¬ler alınmış; bu arada, yıkık durumdaki ka¬gir arasta tamamen kaldırılarak yerine ah¬şap dükkânlardan oluşan, üstü açık bir çar¬şı yapılmıştır. Nitekim, Bursa'ya ait 1278 H. (1861) tarihli ve bir kent planı niteliğinde hazırlanmış, takriben 1/2000 ölçekli Suphi Bey Haritası'nda köprünün yeni hali tespit edilebilmektedir.





Bursa Valisi Küçük'ten BGC'ye veda ziyareti

Bursa Valisi İzzettin Küçük, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. devamı

Basın Etik ve Akreditasyon Kurulu ilk toplantısını yaptı

BGC ev sahipliğinde gerçekleşen ilk toplantıda Basın Etik ve Akreditasyon Kurulu İşleyiş Esasları ele alı... devamı

Başkan Aktaş BGC’ye konuk oldu

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, BGC Yönetim Kurulu toplantısına konuk oldu. devamı

Bayram Gazetesi hazırlık çalışmaları başladı

Kurban Bayramı’nın ilk günü yayınlanacak olan Marmara Bayram Gazetesi’nde ana konu olarak “Eğitim ve e... devamı

MEDYA’DA YAPILANMA VE ÖZGÜRLÜK ZAMANI

TGK ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı’dan 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü açıklaması. devamı