Dil Kullanımı

İletişim Fakültesinde verdiğim derslerde, öğrenilen yanlışların,öğrenilen doğrulardan daha kalıcı olduğunu görüyorum. Örneğin lisans 1.sınıf programında Türk Dili derslerinde gösterdiğim yazım ve dilyanlışları, aynı öğrenciler tarafından, 2. sınıfta başka bir derstetekrarlanır. Bu nedenle “hata” dediğimiz şeyin psikolojik yönünü ihmalettiğimizi anlamak mümkün. Çünkü dil bize anne kucağından beri verilenbir şeydir ve biz bunu çoğu kez yanlış sözcük kullanımlarıyla,diyalektlerle, ifade bozukluklarıyla kalıp halinde öğreniriz.
Dil öğrenimi 17 yaşa kadar tamamlanmalıdır. Öğrenilen dilin bütünimkânlarıyla o yaşa kadar öğrenilmesi –ki buna yatay öğrenmediyebiliriz- sonra da sözcük dağarcığının ve ifade çeşitlilikleriningelişmesi –buna da dikey öğrenme diyelim- gerekir.
Yazım yanlışlarına değinmek istemiyorum. Herkesin çok rahat hemen yazımkılavuzuna bakabileceği temel bilgilerdir onlar; ama en çok yapılanhatalar da bu tip hatalardır. Söyleyiş gibi yazma hataları,söylediğimizi doğru sanmaktan kaynaklanır. Emin olmadığımız sözcükleriçin üşenmeden yazım kılavuzuna bakmamız, kendi yararımızadır.
dil01Görselmedyanın çok yaygın olması yanlış ifadeleri de çok yaygınlaştırdı.Reklâmcılığın sözel ifade yolları çok ciddi yanlışları halka pompalar.Spor magazini, çok izlenen bir örnek olarak ve aynı zamanda en ciddidil hatalarının yapıldığı bir alan olarak kitleler üzerinde çoketkilidir. Gazeteler, internet, bazı kadın programları ve genel olarakmagazin dilimizin baş belası olan “kavram tozutmalarıyla” doludur.
Öncelikle popüler dünyanın dile baskısını göstermek istiyorum. Telefonmesaj dili Türkçesi var örneğin; iki nokta üst üste koyup buna, solabakan parantez eklerseniz gülmeyi ifade eder. “Gelmiycem” diyekonuştuğu için –miycem diye yazanlar cümlenin sonunu o şekildebitirenler şirinlik yapıyor olabilir ama dil bundan ötürü azapiçindedir. Çünkü yanlışı sevimlileştirir de yazı dilinde kullanırsanızyaygın hale gelir; yerleşir ve düzeltilemez olur. Örneğin “iddia”sözcüğünü “iddaa” diye yazan bir şans oyunu var. Artık sıradan birvatandaşın iddia sözcüğünün doğrusunu yadırgayacağı bir hal çıkmışdurumdadır. Eğe bu gözle çevrenize bakarsanız, yığınla örnekgöreceksiniz.

Bu popüler hayatın dile etkisidir. Bundan kaçamazsınız, ne yapalımticarette böyle şeyler olur diyemezsiniz. Çünkü basın kuruluşlarızeytinyağı fabrikası seviyesinde olamaz, basın, zeytinyağı düzeyineindirgenemez. Basının malzemesi veya ürünü zeytinyağı veya sabundeğildir, dildir. Bu nedenle öğrencilerime “Her mesleğin bir malzemesivardır, birinin T cetveli öbürünün laboratuarı olur ama sizin yalnızcadiliniz var dil olmasa siz gazetecilik yapamazsınız. Fotoğraf ve sinemada birer özel dildir ve bu dillerin temeli edebiyatla kurulur” derim.Gençler için söylüyorum: Edebiyattan uzak kalarak, edebiyatı dışlayarakgazeteciliğe gitmek, dilsiz şarkı söylemeye benzer.
Bakın, internetteki bazı sitelerden Türkçe örnekleri aldım. Bir medyaaracı olarak internetin dili nasıl berbat ettiğine dair örneklergörelim diye. “Deilmiş” yazıyor delikanlı, “ü” harfi yok, buyuk yazanbirisi de burada, hele adını yonja olarak kodlayan şu kızımıza nedersiniz? Ekşi sözlükten aldığım şu ifadelere bakın: Özellikle ‘v’sözcüğünü vurgulu söylemek için ‘w’ kullanıyorlar ‘var’ demiyorlar da‘war’ diyorlar.’Ş’ harfini kullanmıyorlar, dolar işareti ilegösteriyorlar.
Şimdi size habercilikteki yanlışlardan bazılarını göstermek istiyorum.
1. Özne ve yüklem uyumsuzluğu temel sorunlardan birisidir.
“İzmir körfezine kuş bakışı seyir noktaları, Doğu Roma İmparatorluğu veOsmanlı dönemine ait zengin tarihiyle Kadife Kale çehresini yenilemeyehazırlıyor bu günlerde”.
Bu cümlede kaç yargı var?
Birinci Yargı: “Doğu Roma İmparatorluğu çehresini yenilemeye hazırlıyor bu günlerde”
İkinci Yargı: “Osmanlı Dönemine ait zengin tarihiyle Kadifekale çehresini yenilemeye hazırlanıyor bu günlerde”
Üçüncü Yargı: “İzmir körfezine kuş bakışı seyir noktaları çehresini yenilemeye hazırlanıyor.”
Şu özne yüklem uyumsuzluğuna bakın: “Piknikte kene ısıran 9 kişikarantinada.” Yani 9 kişi kene ısırmıştır. “Didim’de yılan sokan emekliİngiliz öldü.” Adam –anlaşılan belirsiz bir yere- hem “yılan sokuyor”hem ölüyor. Bunlar 17 Ağustos 2006 tarihli Hürriyet’in haberleri.
Özne-yüklem uyumsuzluğu ya da yükleme uyumsuzluk tek bir başlık altındada alınabilir ama özneyi ve yüklemi tartışmadan şu cümleye bakalım:
“Zaman aydınlığı daha iyi algılamayı yönelmeyi öğretti.”
Zaman neye yönelmeyi öğretti? Burada ‘ona’ demeden anlam bulanık kalacaktır.
“Bu şiirlerden kim hoşlanmaz kim dinlemek istemez ki” cümlesinin nedemek istediğini anlarız ama “bu şiirlerden kim hoşlanmaz onları kimdinlemek istemez ki’’ demezsek ifadenin yanlış olacağını bilmekzorundayız.
Olay TV’den bir örnek alıyorum “Bursa da mevsim normal değerlerininüzerinde yağan yağmur yayaları zor durumda bıraktı derelerden akanseller yüzünden bir kez daha alt yapı eksikliliği gözler önüne serildi”kim serdi? Burada anlatılmak istenen yargı “Bursa’da alt yapı eksikliğigözler önüne çıktı” ifadesinden başka ne olabilir?
2. Tamlamaları yanlış yazmak yaygın hatalardandır.
“Burada ki yetenekli öğrencilerimizden birisisin sen.” Türkçe’de“birisisin” diye bir şey yok. Bu ifade çocukça bile değil artık.
“Ekonomik ve sağlık açısından olumludur” Yanlış! “Ekonomi ve sağlık açısından” denilmesi gerekir.
“Arkadaşlardan hiçbiri dünkü çalışmaya gelmedi” Yanlış! “Arkadaşların…” olmalı.
Şimdi çok eğlenceli bir haber analiz edeceğiz hep beraber.
“Amerika’nın” diye başlayan ifadelerden hep Amerika BirleşikDevletleri’ni anlamak gibi bir yaygın yanlış işaret ederek başlayalım.Bu haber de öyle başlıyor.
“Amerika’nın Georgia Eyaletinden bir aile, Panama kıyıları açıklarındainanması güç bir olaya şahit oldu” Hatayı hemen işaret edelim:“inanması güç” yanlıştır “inanılması güç” doğrudur.
“18 yaşındaki oğlu Steven ve 20 yaşındaki kızını alıp balığa gidenRobert Shultz, dev kılıç balığının üzerlerine sıçramasına şaşkına döndü”
Üzerlerine birden dev kılıç balığı sıçrıyor ve şaşkına dönüyorlar,haberin devamında anlayacağız ki bu sıçrama kendiliğinden olmamış.Anlıyoruz ki aslında dev bir balık oltaya takılmış, kurtulmayaçalışıyor, teknedekiler ise bırakamıyorlar balığı. Şaşkına döndüözellikle bizim abartmak için kullandığımız ifadelerdendir. Ben şaşkınadöndü ifadesinin imgesini zihnimde canlandırmaya çalışıyorum ama buradadoğruyu ifade etmiyor. Doğrusu şaşırdı olmalı. Böylesi, haber dili içinçok vasat bir durumdur ya da halk ağzının haber diline girmesi demektir.
‘Şahit oldular’ da denemez. Çünkü şahit olmak, başkasının başına gelen bir şeyi anlatırken kullanabileceğimiz bir ifadedir.
Devam ediyoruz “280 kilo olduğu tahmin edilen balık…”
Tahminlerde yuvarlak rakamlar kullanılır. 100-200 gibi. Şimdi 280kilogram olduğu söylenen balığın kilosu tahmin edilmiş olabilir mi? Bukesin rakamdır.
“Oltaya takıldıktan sonra birkaç kez sıçradı” Haberci daha önce oltadanbahsetmediği halde keyfince yazıyor ve olayı bizim anlayışımızabırakıyor. Bu olmaz.
“Ancak bir sonraki sıçrayışında teknenin üzerine çıkacaktı” Haberciheyecan da katıyor aklı sıra. “Gövdesini tekneye baş kısmı Stevenaçarptı. Teknedeki diğer kişiler hemen balığı oltadan kurtarmayaçalıştı.”
Bu ifadelerin yetersizliğini görüyor musunuz? Balıktan kurtulmayaçalışanlara balığı kurtarmaya çalıştılar denir mi? İnsanlar mahvolmuş,tekne sarsılıyor, çocuğun başına bir şey çarpmış ama onlar durun balığıbir kurtaralım diyorlar.
“2 saatten fazla bir süreden sonra hastaneye kaldırılan Steven’in sinüsduvarlarının 4 yerinden kırıldığı ve boğazında kesikler olduğu…”
Bir haberde ne önemlidir ne önemsizdir bilinmesi gerekir. Sinüsduvarının kaç yerde kırıldığının, kaç saat beklenildiğinin ne önemi var?
“Kız kardeşinin görüntülerinin aldığı…” çok tuhaf bir Türkçe bu. Denecek bir şey yok.
“Böyle bir olayın ilk kez video ya kaydedildiği sanılıyor.” Bu da gerçekten söylediğini bilmemenin tipik örneğidir.
Şimdi bu haberi şöyle düşünün: Bir haber yazacaksınız, ilk sorunuz şuolmalı, bu haber ne kadar insanı ilgilendirir ve hangi ayrıntılarıvermeliyiz? İkinci soru, bu haberde gerçekte ilginç olan nedir?
3.Gereksiz sözcükler kullanmak da haberciliğin yanlışları arasındadır.
Osmanlı döneminden kalma bir örnek var:
“Babı-ali kapısından mürur edip geçerken yek bir atlıya süvariyetesadüfen rast geldim.” Bu örnekte her şey iki kez yinelenmiştir.
Biz de bu yanlışlara sık sık düşeriz:
“Yaşamda belli seçenekler, alternatifler vardır.” “Eğer, şayet hakikaten gerçekse” gibi.
28 Haziran 2008 ATV ana haber bülteninde bir anons: “Mehmet Öz’ün, elinden yemek tarifi az sonra”
Mehmet Öz’ün elinden mi yemek tarifi dinleyeceğiz? Bu hatanın kaynağınedir? Şöyle derler teyzeler anneler, “Sen bize gel, sana elceğizimleyemek hazırlarım” Bu bir deyimdir, bir kalıptır, o kalıp kullanılabilirama siz bunu alır eliyle tarif edecek biçimine döndürürseniz yanlışolur.
4.Başka bir sorunumuz da şu: yerinde kullanılmayan sözcükler.
“Yeni piyasaya çıkan şarkısı çok sevildi” “Piyasaya yeni çıkmak” başkabir şey, “Yeni piyasa”ya çıkmaz başka bir şey. Sözcükleri yanlış yendekullanılanca böyle anlam çarpılmaları olur.
Gündelik konuşmada sözcüklerin yerini karıştırırız. Ancak yüz yüzeolduğumuz için, sözlerimizi jest ve mimikle tamamladığımız içinhatalarımız görünmez ve üstelik ne dediğimiz de anlaşılır. Fakat sizbunu yazı diline geçirirseniz, kontrol etmiyorsanız kötü olur. Şuörneklerdeki gibi:
“İki trilyonluk bankalara borcu yüzünden, geceleri uyku uyuyamıyor”
“Avrupa en son Londra da 50 kişinin ölümüne yol açan teröre karşı harekete geçiyor.”
5. Eylem eksikliğinden kaynaklanan hatalar da çarpıcıdır. Bunu genellikle haberde edebiyat yapmaya hevesli olanlarda görürüz .
“Denizi, güneşi ve eğlence hayatının yanı sıra bir asırdır ev reçelleriüreten küçük aile işletmesine döndüğü İzmir’in Çeşme ilçesi… İlçedepatlıcanından, cevizine, limon çiçeğinden, Antep fıstığına kadaronlarca meyvenin reçeli yapılıyor.”
Patlıcan ne oldu burada? Meyve oldu, limon çiçeği meyve oldu,
İzmir’in Çeşme ilçesi. Üç nokta. Ama ne? Yargı yok. Bu kadar laf var,yargı yok; varsa bile çok tuhaf yargı olmuyor mu? Şimdi habere bakalım:
Çeşme’nin reçelleri her biri hazine gibi.
Yer: Çeşme’nin çarşı içi… Mikrofonu elinize alıp da “yer, çeşmeninçarşı içi” derseniz edebiyat yapacağım derken edebiyatla ilginizolmadığını göstermiş olursunuz. Nerede olduğu söylemeniz lazım. “BurasıÇeşme’nin çarşı içi” demeniz gerekir. “Bu dar sokakta tam yüzyıldırayakta duran bir aile işletmesi onlar” diyemezsiniz. Aile tekildir onuçoğaltamazsınız.
“Çocukluğunuza ait bir resme bakar gibi renkli ve sıcaktır bu reçel dükkânı”
“Çoğu satışını ise dostlar tatsın diye, neler yok ki bunun içinde”
Bu haberle “Çeşme’de reçel dağıtıyorlar koşun” mu demek istiyorsunuz?Hayır, güya kompliman yapıyorsunuz. Haberde kompliman olur mu? İnsanlardizi veya filmlerde x hastalığına çare bulunduğu söylenince telefonsantralleri kilitleniyor. Unutmayın. Habercilik, sorumsuzluk değildir.
6. Haberde mantık yanlışları yapmak da yaygın bir hatadır.
“Önceki gün hayatını kaybeden, Ağrı Milletvekili Mehmet Özmen için TBMM’de tören düzenlendi’ haber girişi böyle.
“Özmen arkadaşlarına veda etti”
Ölmüş adam arkadaşlarına nasıl veda ediyor? Dahası da var.
“Yıllardır görev yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne son kez uğradı.”
Bu olmaz.
7. Çelişen sözcüklerden doğan anlatım bozuklukları da sorunludur.
“Kuşkusuz ve mümkün olmayabilir” denemez. Şu ifadeye bir bakalım:
“İlk yerli canlandırma belgeseli Hititler yayımlanıyor. Eminim ki Hitit tarihini belki hiç sıkılmadan seyredeceksiniz.”
8. Cansız öznenin kişilik kazanması da ayrı bir sorundur. Bakalım:
“Özbek mutfağında Pilav’ın ayrı bir yeri var” pilavın ‘p’ si büyük ve kesme işareti var. Pilav diye birisi var demektir bu.
“Dün gece Özbek yemeklerini anlatan kitap tanıtımda bir pilav showvardı ki görenler hayran kaldı, pilav show herkesi büyüledi” Niye pilavshow? O ayrı bir mesele.
“Bu, Özbek pilavı…” diyor spiker. “Düğünde, bayramda sofraların başköşesinde yer alıyor bu ise Kerney. Bizdeki Zurna’nın uzunu…”
“Biz” kimiz, bizdeki zurnanın uzunu diye bir tanım yapılır mı?
“İşte bu çalgılar eşlinde yapılan pilav show hatta bir ziyafetti”Müzikle ziyafet kavramını birleştirmiş oluyor arkadaş, böylece zekicebir buluş yaptığını düşünüyor.
9. Atasözlerini yanlış kullanmak da yaygın yanlışlar arasındadır.
“Küplere binmek” bir deyimdir “Kendini suçlu hisseden biri küplerebinmişti” diyor haberci. Bizim bildiğimiz, kendini suçlu hisseden birkişi süt dökmüş kediye döner.
Şuna bakalım: “19. Uluslararası İzmir festivalinde ilginç konser.Sanatçılar “şarkıların kanatlarında” adını verdikleri konserdedinleyicileri duygu yoğunluğuna götürdüler”
Duygu Yoğunluğu diye bir yer var oraya gitmişler. Deyimi yanlış kullandı değil mi? Duygu yoğunluğu yaşanır, oraya gidilmez.
Örneğin ‘göbek atmak’ deyimi bir kalıptır. Bugün bu deyim uydurulsayanlış bulurduk. Göbek tutulup da bir yerden atılmıyor ki. Dileyerleşmiş olan ve anlamı saçma olsa da sorgulamadığımız deyimlervardır. Bunu “göbek sallamak” haline getiremezsiniz.
Sezen Aksu ile ilgili bir habere bakın:
“Sahnede bir an coşarak elindeki kırmızı mendille, İspanyolların boğagüreşlerini taklit eden Sezen Aksu’ya, İspanyollar oley diye eşliketti. Sezen aksu hareketli parçalarında göbek atmaya başlayıncayerlerinden kalkan İspanyollarla hep birlikte, Türk sanatçıya ayakuydurarak göbeklerini sallamaya başladılar”
Vahim bir hata da, Sezen Aksu elindeki mendille nasıl oluyorsa İspanyolların boğa güreşini taklit ediyor.
10. Bazı sözcüklerin yanlış kullanımına dikkat edilmelidir.
“Olarak” sözcüğü sorun yaratabilir.
“5 terörist ölü olarak ele geçirildi” Yanlıştır çünkü ‘ölü olmak’ diye bir durum tanımı olamaz. Ölü zaten bir durumdur.
“Gibi” de tehlikelidir:
“Meclisten sade bir vatandaş gibi ayrıldı.” Meclisten istifa ettiğin anda sade vatandaşsın, gibi olamaz.
“Artış yaşanması”, “ Giriş yapılması” gibi ifadeler, fiile, bir fiildaha eklemekten doğan yanlışlardır. Artmak zaten bir fiildir, yaşamakda fiildir. “Yapmak” fiili de büyük sorunlar yaratabilir. Özellikletrafik polislerinin “sağda bekleme yapma” ifadesini düşünürsek durumuanlarız.
“Akçay Gümrük kapısı açıldı, kapıdan ilk gün 57 Yunanlı turist giriş yaptı.”
Doğrusu “girdi”dir, giriş denilen bir eylemi eylemiş oluyorlar.
“Devlet eski bakanı” mı yoksa, “eski devlet bakanı” mı? Devlet Bakanıbir kalıp ifadedir, “Devlet Eski Bakanı” olmaz. Örneğin “su böreği”kalıp gibi düşünülmesi gereken bileşik sözcüktür, “sıcak su böreği”olur, “su sıcak böreği” olmaz.
Örneklerimiz çoğaltılabilir ama burada duralım.
Dil ulus kavramı ortaya çıkmadan varolmuş, tarihselliği olan ve hattabelli bir ulusu aşan nitelikler gösterir. Almanca, İngilizce,Portekizce, Türkçe ve Fransızca aslında bir ulusal kimliği aşar.
Dil dine de ait değildir, çünkü dinsel metinler her dilden olabilir.Bunu şunun için söylüyorum. Israrla dil üzerinde durmayı milliyetçilikveya bir din gösterisi haline getirmemek gerekir. Dil ile ilgiliuyarılarımın kaynağında dili doğru kullanmak amacından öte bir şeyyoktur. Deyimler yerleşiyor, kalıp deyimler yerleşiyor, derken cümleleryerleşiyor. Bazı durumlar artık dilimizde İngilizce olarak cümlehalinde ifade edilmeye başladı. Hem de çok hızlı olarak yaşanıyor bütünbunlar, sözcükler kaybolmuyor yalnızca, söz dizimi de değişiyor.
Öyle hızlı değişiyoruz ki, çocukluğumuzda yaşadığımız şeyleri,yetişkinliğimizde bulamıyoruz. Eski Bursa’yı hatırlayanınız var mı? Bukadar hızlı değişen bir yerde, dil de değişiyor kaçınılmaz olarak.Nasıl ki şehirlerimizin geçmişini kısa sürede yitirip bir mekânsal şokyaşıyorsak, dilimizi de kısa sürede tanınmaz hale getirip düşünceşoklarına girebiliriz.

Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi GürselSağlamöz’ün 12 Nisan 2008 tarihinde verdiği “basında dil kullanımı”konulu seminer.

Başkan Aktaş BGC’ye konuk oldu

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, BGC Yönetim Kurulu toplantısına konuk oldu. devamı

Bayram Gazetesi hazırlık çalışmaları başladı

Kurban Bayramı’nın ilk günü yayınlanacak olan Marmara Bayram Gazetesi’nde ana konu olarak “Eğitim ve e... devamı

MEDYA’DA YAPILANMA VE ÖZGÜRLÜK ZAMANI

TGK ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı’dan 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü açıklaması. devamı

Oktay Kayalar yaşamını yitirdi

BGC üyesi gazeteci Oktay Kayalar, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. devamı

BGC'LİLER İFTARDA BULUŞTU

Geleneksel BGC iftarı, Kültürpark Salon Medya'da yapıldı. devamı