“Kadınca Sohbetler” büyük ilgi gördü

Bu sayfa 2012-04-24 13:14:15 tarihinde yayınlandı ve 4205 kez okundu.

Bennu Yıldırımlar ve Evrim Solmaz “Yüzyüze Söyleşileri”ne konuk oldu.


Bennu Yıldırımlar:

Eğitimsizlik, cehalet ve ekonomik zorlukların şiddeti körükleyen unsurlar olduğunu düşünüyorum. Maalesef çocuk ve kadın şiddete uğruyor. Sadece şiddete uğramıyor, bugünkü gazetelerde de gördüğümüz gibi, bu dünyadan ayrılmalarına sebep oluyor. Bir erkek bir kadına şiddet uyguluyorsa o kadının korunması gerekir, nitekim korunuyor da. Bunu tam sağlayabilirsek bu kadar kötü tabloyla karşılaşmayız.

 

Evrim Solmaz:

Kadını erkeğin emrinde ve denetiminde olması gereken biri olarak görmek; erkeği de kadından daha güçlü, daha akıllı olarak düşünmek… Bir kere böyle bir ayrımı yapmak çok yanlış. Biliyoruz ki kadın ve erkek zekası arasında bir fark yok. Gerçek hayatta ezilmiş insanların kadınları ezerek kendilerini kamufle etmeye çalıştığını düşünüyorum. Kendinden emin bir adamın yapacağı bir şey değil bu.

----------------------------------------

“Umutsuz ev kadınları” isimli televizyon dizisinin ünlü oyuncuları Bennu Yıldırımlar ile Evrim Solmaz’ın “Kadınca Sohbetler” başlığını taşıyan söyleşisine Bursalı kadınlar büyük ilgi gösterdi. Söyleşinin yapıldığı Uğur Mumcu Etkinlik Salonu hınca hınç dolarken,  yüzlerce dinleyici söyleşiyi ayakta veya Uğur Mumcu salonunun yanındaki nikah salonunda ekrandan izlemek zorunda kaldı. Söyleşinin kolaylaştırıcığını Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Banu Perçin yaptı.

Bennu Yıldırımlar ve Evrim Solmaz, ABD yapımı “Desperate Housewives” dizisinin Türkiye’ye uyarlanmış hali olan  “Umutsuz Ev Kadınları” dizisinin kadın kahramanlarını oynayan dört oyuncudan ikisi.  Yıldırımlar, orijinal dizideki Bree karakterini, Solmaz ise Gabrielle karakterini canlandırıyor.  Öteki başrolleri paylaşan Songul Öden ile Ceyda Düvenci, ilan edilmesine karşılık “yoğun işleri” nedeniyle söyleşiye katılamadı. Salona telefonla bağlanan Düvenci, “Şu anda sette, film çekiminde olduğunu” belirterek  dinleyicilerden özür diledi ve “Söz veriyorum, böyle bir organizasyon daha olursa mutlaka katılacağım, mutlaka sizlerle olacağım” dedi.

Banu Perçin’in kısa giriş konuşmasının ardından başlayan söyleşide, Bennu Yıldırımlar dinleyicilerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramını kutlayarak sözlerine başladı. Yıldırımlar, dizi oyuncularının çalışma koşullarının “oldukça tempolu, oldukça yoğun” olduğunu ifade ederek, “Ceyda, maalesef bugün çalışmak zorunda kaldı. Beni de sabah saat 08’de alacaklar. Bugünün acısı yarın çıkacak anlayacağınız. Ne olur, mazur görün, bir gün dördümüz birden burada olacağız” dedi.

Evrim Solmaz da, “Ceyda çok üzgün. Çünkü biliyorsunuz Bursa’lı. Burada olmayı çok istedi. Size cep telefonundan üzüntüsünü bildirecek. Özge neden gelmedi? Çarşamba hariç her gün çalışmak zorunda. O gün boş, ama o gün de çekim yapmak zorunda” dedi.

Kadınca Sohbetler, daha sonra dinleyicilerin soruları ve iki sanatçının yanıtları ile devam etti.

NİÇİN ÖRGÜTLÜ DEĞİLSİNİZ?

Evrim Solmaz’a, bir yakının dizi oyuncusu olduğunu belirten bir dinleyici, “12 saat çalışıyorsunuz. Niçin örgütlü değilsiniz? Niçin haklarınızı arayacak şekilde sendikalar kurmuyorsunuz? Dünyada böyle değil, Türkiye’de niçin böyle oluyor” diye sordu. Solmaz bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Biliyorsunuz, ben de SİNESEN (Sinema Emekçileri Sendikası) üyesiyim. Sendikaların ne hale getirildiğini biliyorsunuz Türkiye’de.  12 Eylül’den itibaren sendikaların etkisizleştirilmesi için her şey yapıldı. ABD’de birkaç yıl önce senaryo yazarlarının boykotu ve grevi olmuştu hatırlayacaksınız. Öteki sanatçılar da desteklediği için o eylem çok başarılı olmuştu.  Bizde bu düzeyde birliktelik yok, umarım 60 yıl sonra bizde de çok farklı olur.”

Solmaz bir dinleyicinin “Şehir tiyatrolarının bitirilmesine ne diyorsunuz?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Bitmesi diye bir şey yok. Bir ülkede bazı şeyler iyi gitmiyorsa, tiyatrosunun da bundan etkilenmesi çok doğal.Biz, Şehir Tiyatroları’nın oyuncuları, dramaturgları, yönetmenleri, ışıkçıları, dekorcuları, kostümcüleri vb. olarak, bir şeyin yapılmasını gerekli görürsek onu yaparız. Şehir tiyatroları 100. Yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Yani, yüz yaşında olan köklü bir kurum. Bu kadar köklü başka kurumlar da yok...”

Bir dinleyicinin “Albüm yapmayı düşünüp düşünmediğini” soran bir dinleyiciye yanıtı da şöyle oldu:

“Tiyatro eğitiminin bir parçası da müziktir. Dolayısıyla müzikle bir içli dışlılık söz konusu tiyatro oyuncusu için. Ama profesyonel olarak müzik yapmak başka bir şey. Bunu yapıp sizi üzmek istemem doğrusu…”

ÖNEMLİ OLAN HALKIN TEVECCÜHÜ VE BEĞENİSİ

Oyuncu Bennu Yıldırım, bir dinleyicinin “Umutsuz Ev Kadınları” dizisinin ABD yapımı orijinali ile uyarlanmış yerli versiyonunun birebir örtüşmediği tespitini yapması ve bunun nedenini sorması üzerine şöyle konuştu:

“Dizimizin orijinal versiyonu, Amerika’daki versiyonuna dayanıyor. Orada daha iki senelik metin var ellerinde sanıyorum.  Mesela benim Nermin rolündeki Bree’nin iki çocuğundan birinin Gay olması gerek. Orijinalinde böyle. Ama bizim toplumsal yapımızda bu nasıl karşılanır? Bunu düşünmeden olmaz. Bu yüzden benim rolüm Bree’nin orijinal rolünden sapıyor ister istemez.”

Bir dinleyicinin, “Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 3’üncü Antalya Televizyon Ödülleri’nde Umutsuz Ev Kadınları’nın neden diğer diziler kadar başarılı görülmediği” şeklindeki sorusunu, Yıldırımlar şöyle yanıtladı:

“Jüriler farklıdır ve farklı jürilerden farklı sonuçlar çıkar. Oynadığınız dizi ödül alırsa sevinirsiniz ama, önemli olan halkın teveccühüdür. Halkın beğenisi her şeyden önce gelir. Halk sizi beğeniyorsa, izliyorsa; bundan sizin dizinizin de, o dizideki performansınızın da iyi olduğu sonucu çıkar. Kendi adıma, kimsenin kendini öne çıkarma, parlatma çabası içinde olmadığı bir ortamdayım. Birbirimizden hep iyi bir elektrik alıyoruz. Pozitif bir elektrik alıyoruz. Gayet uyumlu bir ekibiz. En büyük ödülümüz bu. Halkın teveccühü en büyük ödül bizim için…”

Bir dinleyici, Yıldırımlar ve Solmaz’a hitaben, “Umutsuz Ev Kadınları’nı oynuyorsunuz, ama hepimize umut oldunuz. Sahnede sizlerle bütünleşen ev kadınları olarak bizim bir parçamız oldunuz. Ev kadını olarak tebrik ediyorum. Bir de şiddet konusu var biliyorsunuz. Bu konuda daha radikal mesajlar veremez misiniz? Çök önemli! Çünkü kadınlar şiddet görüyor. Dövülüyor, öldürülüyor. Televizyon insanların bu konuda uyarılması, eğitilmesi için önemli bir araç. Siz ne düşünüyorsunuz kadınlara karşı şiddet uygulamaları konusunda?” şeklinde konuşunca, Bennu Yıldırımlar şunları söyledi:

“Çok teşekkür ediyorum. Bizim elimizdeki metinler, önceden hazırlanmıştır. Bizim onları değiştirme hakkımız olamaz. Ama elbette küçük jestler, mimikler, ünlemlerle metnin bir yerinin daha kuvvetle vurgulanmasında katkımız olur. Bunu da sık sık yaparız doğrusu. Metinle oynayamam, metni değiştiremem, ama içinde bir yer vardır, kendi hassasiyetimi orada oyunumla dile getiririm. Senarist zaten metni bizim halkımız için uyarlıyor…

Şiddet konusuna gelince: Eğitimsizlik, cehalet ve ekonomik zorlukların şiddeti körükleyen unsurlar olduğunu düşünüyorum. Maalesef çocuk ve kadın şiddete uğruyor. Sadece şiddete uğramıyor, bugünkü gazetelerde de gördüğümüz gibi, bu dünyadan ayrılmalarına sebep oluyor. Bir erkek bir kadına şiddet uyguluyorsa o kadının korunması gerekir, nitekim korunuyor da. Bunu tam sağlayabilirsek bu kadar kötü tabloyla karşılaşmayız. Mesela, bugün gazetelerde yer alan öldürme olayında, şiddet uyguladığı için daha önce gözaltına alınmış eşe karşın kadın özel olarak korunsaydı, adam cinayeti işleyemezdi değil mi? “

Evrim Solmaz da, aynı konuyla ilgili olarak şöyle konuştu:

“Değerli dinleyicime ben de teşekkür ediyorum güzel sözleri için. İşte, büyük bir ödül benim için ve dizi için! Bize umut oldunuz, dediler, ne güzel! Ceyda ve Songül de burada olsalardı da, duysalardı bunları…

Kadına karşı şiddet, bu toplumun kanayan bir yarası. Çok zalimce, çok insafsızca bir eylem olarak görüyorum bunu. Her durumda, koşulda ve ortamda kınıyorum kadınlara yönelik şiddeti ve kınamaya da devam edeceğim. Kadını erkeğin emrinde ve denetiminde olması gereken biri olarak görmek; erkeği de kadından daha güçlü, daha akıllı olarak düşünmek… Bir kere böyle bir ayrımı yapmak çok yanlış. Biliyoruz ki kadın ve erkek zekası arasında bir fark yok. Erkekler bazı alanlarda daha başarılı olabilir, ama kadınların da bazı alanlarda erkeklerden daha başarılı oldukları kesin. Gerçek hayatta ezilmiş insanların kadınları ezerek kendilerini kamufle etmeye çalıştığını düşünüyorum. Kendinden emin bir adamın yapacağı bir şey değil bu.  Televizyon ve genel olarak basın insanları uyarmak ve eğitmek için çok önemli, ama bu da yetmiyor, biliyorsunuz. Anlayışın değişmesi gerekiyor. Kadını küçük gören, ikinci sınıf gören zihniyetin değişmesi gerek.”

Bu arada söyleşiye telefonla bağlanan Ceyda Düvenci, dinleyicilere hitaben şöyle konuştu:

“Orada olamadığım için hepinizden çok özür diliyorum. Şu an orada muhteşem bir ortam olduğunu, salonun çok kalabalık olduğunu telefondan algılayabiliyorum. Şu an setteyim, çalışıyorum. Hepinizi öpüyorum. En kısa zamanda orada olmak isterim. Söz veriyorum, böyle bir organizasyon daha olursa mutlaka sizinle olacağım. İki mutsuz ev kadınını sizinle bırakıp iyi geceler diliyorum. Hepinizi bir kez daha öpüyorum…”

“Kadınca Sohbetler” söyleşisi başka sorular ve yanıtlarla, ama canlılığını hiç yitirmeden geç saatlere kadar devam etti.


Marmara Bayram okurlarıyla buluşacak

BGC Marmara Bayram’ın ana teması, “Bursa’nın tarihi mirası” olarak belirlendi. devamı

Yusuf Kotaman’ı kaybettik

BGC üyesi Yusuf Kotaman, tedavi gördüğü Çekirge Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdi. devamı

Kolaylı: Medya özgür olmalı

Kolaylı, 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle açıklama yaparak basın özgürlüğünün önemine dikka... devamı

BGC'LİLER İFTARDA BULUŞTU

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar yemeği, gazetecileri ve ailelerini buluşturdu. devamı

Marmara Bayram’ın konusu “Bursa’da kentsel dönüşüm”

Ramazan Bayramı’nın ilk günü yayınlanacak olan Marmara Bayram Gazetesi’nde ana konu olarak “Bursa’da k... devamı