ETKİLİ İLETİŞİM TEKNİKLERİ

Bu sayfa 2009-12-05 11:38:52 tarihinde yayınlandı ve 7984 kez okundu.

İletiler, iletişime dönüşmedikçe hiçbir anlam ifade etmezler.

Etkili İletişim kavramının ortaya çıkışı 1946 yıllarına, II. Dünya Savaşı sonrasına rastlamaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında “propaganda” için iletişim araçlarının kullanılması ‘etkili iletişim’ kavramının ortaya çıkışını sağlayan etmenlerden biridir. Çevremizle doğru ve sağlıklı ilişkiler kurup, geliştirmek, olumlu izlenimler oluşturmak, karşılıklı etkileşimin ortak çıkarlara dayalı olarak sürdürülmesi, örgütsel verimliliğin artması vb. büyük ölçüde etkili iletişim tekniklerini bilme ve uygulamaya bağlıdır. Günümüzde her alanda yaşanan hızlı değişimler, ekonomik, toplumsal-kültürel değişim ve dönüşüm kıran kırana rekabet süreçleri ile paralel bir yol izlemektedir. Dolayısıyla bu kıran kırana rekabet ortamında iletişim kuramama (iletişimsizlik) önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve/veya daha etkili olmak, sağlıklı iletişim ortamları oluşturabilmek için daha güçlü donanıma gereksinim artmaktadır.
İletiler, iletişime dönüşmedikçe hiçbir anlam ifade etmezler. Anlamak – anlaşılmak-uzlaşmak, birlikte ve beraber hareket edebilmek hep etkili iletişim kurma kavramının şifresinde gizlidir. Etkili iletişim kurma yeteneği günümüzde hem bireysel yaşamımızda ve hem de iş yaşamımızda en önemli becerilerden biridir. Etkili iletişim aynı zamanda yaşantımızın tüm alanlarında başarının anahtarıdır. Daha iyi iletişim kurmak; kişi içi ve kişiler arası iletişim kurallarının uygulanması ile olasıdır. Kişi önce kendini değerlendirmeli, güçlü ve güçsüz olduğu yönlerini tespit etmelidir. Böylece zayıf yanların geliştirilmesi mümkün olacak ve iletişim alanlarında nasıl daha başarılı olunacağı ortaya çıkacak ve engeller ortadan kalkacaktır. Etkili iletişim pratikleri sözlü veya sözsüz mesajlarınızı etkin biçimde karşınızdakilere iletmenize ve karşınızdaki insanların da mesajlarını etkili olarak size iletmeleri anlamına gelecektir.
İletişim, yaşamımızın merkezinde yer alan ve onsuz olunamayan bir olgudur. İletişim sözünün konumuz bağlamında ilk çağrışımı, insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin her türlü yolla başkalarına bildirimidir. İletişim, sistemler arasında gidip gelen mesajların karşılıklı anlamlandırılma sürecidir. İnsanlar arasında en yalın iletişim sürecini ileti- iletiyi oluşturan kaynak ve iletinin alıcısı olarak sıralayabiliriz. İleti bir göstergeler ve kodlar bütünüdür. Gösterge; kendisi o şey (nesne) olmadığı halde o şeymiş gibi algılanmasını yol açan, o şeye gönderme yapan yapılardır. Kod ise içinde göstergelerin düzenlendiği ve bunların birbiri ile nasıl ilişkilendirileceğini belirleyen sistemlerdir. Anlam ileti içinde gösterge ve kodlardadır. Kaynak, hangi iletinin gönderileceğine, hangi kanalın kullanılacağına karar verendir. Seçilen ileti aktarıcı tarafından, kanal aracılığı ile alıcıya gönderilen bir sinyale dönüştürülür. Örneğin telefon için kanal kablodur, kablo içindeki elektrik akımıdır. Aktarıcı ve alıcı telefon ahizeleridir. Bir sohbette ağız aktarıcıdır, ses hava kanalı aracılığıyla aktarılan ses dalgalarıdır ve kulak alıcıdır.
Biriyle iletişime geçtiğimizde iletinin ne ifade ettiğini yaklaşık olarak anlayabilmek, iletişimin gerçekleştiğinin göstergesidir. İletinin anlamlandırılmasını olanaklı kılan ilişki dizisinin çözümlenmesidir. İlişkilerde iletiler bilgi ve/veya duygu kaynaklı mesajlardan oluşur. Bilgi beyin, duygu kalp dayanaklıdır. İletişimde mesaj bunların birine ya da her ikisine dayandırılabilir. Mesaj aynı zamanda beyin ve kalp tarafından algılanır, çözümlenir.
İletişimde yazılı ve sözel dilin yanı sıra bedensel gönderi dizilerinin doğru anlamlandırılması toplumsal yaşamı başarılı kılar. Bu bağlamda etkili iletişim teknikleri, insanın kendisini yönlendirmek ve değişen gereksinimlerini karşılamak için çevreden gelen uyarıları anlamlandırmak, tepkilerini, düşüncelerini ve davranışlarını belirlemede yol göstericidir.
Kişiler arası ilişkiler davranış bilimlerinin verileri ile sağlanır ve açıklanır. Kişinin olaylar karşısındaki tepkileri beden dili aracılığıyla okunup yorumlanarak ve bu veriler ışığında iletişim araçları seçilerek iletişimde etkili ve ikna edici olabilmektedir. Etkili iletişim kurmadığınızda iş veya özel hayatınızda neler olur ? Başarılı olmanın ne kadar güç olduğunu görebilirsiniz.
İletişimin önemini anlamak için okulda, evde, çalıştığınız iş yerinde yaptığınız ve bir ölçüde iletişim içeren işlerinizin listesini yapın (mektup yazmak, telefon etmek vb.). Öğüt vererek arkadaşlarınızın sorunlarını aşmalarına yardımcı olduğunuz anı ve sorun çözüldüğünde duyduğunuz tatmini düşünün. Veya iyi iletişim kurmakla tanınan insanları düşünün ve kendinize “Ben de böyle yapıyor muyum?”diye sorun. Böylece etkili iletişimde bulunup bulunulmadığınızı fark edebilir ve etkili iletişim kurma becerilerinizin düzeyini belirleyebilirsiniz. Peki daha iyi iletişim kurmanın yararları nedir? İnsanları bir arada tutan iletişimdir. İletişim, futbol oynamaktan bir toplantıya başkanlık etmeye kadar bir şeyler yaptığınız sırada izlediğiniz aşamaları birbirine bağlar. Bir toplumda değişik kültürler bir arada bulunur ve farklı eğitim ve anlayışlara sahip bireylerin bir araya geldiği ortamlardır. Bu değişiklikler iletişimde yeni bir bakışa adapte olmayı ve anlamayı gerektirir. Etkili iletişimde göndericinin yolladığı mesaja alıcı kişi geri iletişim yolu ile tepki gösterir. İletişim sürecinde geri bildirim sağlanmıyorsa iletişim tek yönlüdür. Birbirimizi anlamadığımız anlamına gelir. Bakmış ama görmemiş, duymuş fakat dinlememiş veya sadece konuşmuşuzdur. İlişkide sözel ve sözsüz davranışlarımız bir başkası için uyarıcı olabilir. Her birimiz diğer kişilerin bize karşı davranış şeklinden en az % 50 sorumluyuz. Sözleriniz ve beden diliniz birçok mesaj içerir ve size davranış şeklinden hoşlanmıyorsanız, bu sizin davranışlarınızla onlara izin vermenizden kaynaklanmaktadır.

SÖZLÜ İLETİŞİM
İnsan iletişiminin temeli dildir yani konuşmadır. Sözlü iletişimde kişiler ürettikleri bilgileri birbirlerine söz/konuşma veya yazılı metin ile bir mesaj ileterek anlamlandırırlar
Sözlü iletişim “dil” ve “dil ötesi” olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır.
İnsanların karşılıklı konuşmalarını ve yazışmalarını dil ile iletişim kabul edebiliriz.
Dil ötesi iletişim sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar ve benzeri özelliklerden oluşur.
Dil ile iletişimde kişilerin “ne söyledikleri”, dil ötesi iletişimde ise “nasıl söyledikleri” önemlidir. Dolayısıyla ister konuşma, ister yazılı dil olsun her ikisi içinde önemli veya önemsiz olması fark etmez mesajın hazırlanması, kurgulanması en önemli ilkelerden biridir. İlk soru “Mesajı kim alıyor? Sizi nasıl algılıyorlar? Neden oradalar?” olmalıdır. Sizi neden istediklerini, ne bildiklerini bilmeniz mesajınızın kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.
Bu sorulara verilecek yanıtlar dinleyici kitlenizin vereceğiniz bu bilgiyi alabilecek kapasitede olup olamadığını, söyleyeceğiniz kavramları anlayıp anlamayacağını önceden bilmenizi sağlayacaktır. Böylece sizinle aynı seviyede değillerse size mesajınızı onların düzeyine indirme fırsatı tanıyacaktır. Ayrıca size olan bağları nedir? Üstünüz, astınız, tanımadığınız kişiler mi? Sizin tarafınızdalar mı, yoksa onları ikna etmeniz mi gerekecek? sorularını da mutlaka yanıtlamalısınız. Aksi takdirde iletişim kazası meydana gelecek, anlaşılmayacaksınız. Bir diğer önemli nokta alıcılarınızın sayısıdır. Birkaç kişimi yoksa daha fazlamı? Çünkü sayı yükseldikçe iletişim kişiliksizleşir. Onları kendi tarafınıza çekmek, ikna etmek zorlaşır ve önem kazanır.
Yine mesajınızın resmi veya gayrı resmi olma durumu mesajınızın kurgulanmasında stratejik öneme sahiptir. Bazı mesajların çok resmi olması gerekebilir. Her iki şekilde de mesajınız-metniniz ‘ne, neden, ne zaman, nasıl, nerede ve kim’ sorularına cevap veriyorsa iletişim açısından hiçbir kuşkuya yer vermeyecek düzeydedir.
Mesaj kurgulandıktan sonra mesajın iletimi, hangi kanal ile gönderileceği taktik kararın alınması gerekir. Bu noktada mesajınızın doğru iletilmesi son derece önemlidir. Mesaj yazılı veya sözlü iletilebilir. Yazılı veya sözlü olarak mesaj iletmek sanıldığı kadar kolay değildir. En basit mesajda bile bir sürü etken devreye girer ve sorun yaşanır. Bu nedenle hangi ileti yolu seçilirse seçilsin mutlaka, tüm fırsatları kullanılarak bunun provası yapılmalıdır. Mesajınız yazılı ise yazılı metni bir başkasına okutmak ve sesli olarak tekrar tekrar okumak en etkili prova tekniğidir. Mesajınızın önemi arttıkça prova ve kontrol etmek için ayırdığınız zaman da uzamalıdır. Yüz yüze iletişim kanalını seçtiyseniz ilave olarak dil ötesi olarak adlandırdığımız ses tonunuz, sesinizin hızı ve şiddeti, entonasyonda meydana gelen bozukluklar ve beden diliniz de devreye girer. Aktarılan bilgiye/mesaja duygu faktörü de katkıda bulunur. Beden anı yaşar ve söylediklerinizin aksi iletiler gönderebilir. Yüz yüze iletişimde prova özellikle sizden kaynaklanacak yanlış anlamaları, beden dilinin göndereceği olumsuz iletileri engellemede hayati rol oynayacaktır.

BEDEN DİLİ KULLANIMI
İletişimde algılarımızın % 87’si göz, %9’u işitme (kulak), %4’ü diğer organlar ile olur. Bir insanın normal bakış süresi yaklaşık bir saniye ve normal bir konuşmada yüze bakma süresi konuşmanın % 40 ile % 60’ı arasındadır. Dinlerken bu oran % 80’lere kadar çıkabilmektedir. O halde beden dilinin iletişimde ne kadar etkili olduğu verili değerlerden çıkarılabilir. Prof. Dr. Albert Mehriban’ın 1960 yılında yaptığı bir araştırmanın sonucu da bu önermeyi destekliyor. Günümüzde de pek fazla değişmeyen bu değerlendirme sonucu şöyle:
 Söz : % 7
 Ses tonu: % 38
 Beden Dili: % 55
Bu verilere dayanarak söylenenden çok jestlerimiz ve mimiklerimizin kısacası beden işaretlerimizin iletişimde önemli işlevi olduğunu söyleyebiliriz. Beden dili kültürden kültüre, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Cinsiyet, yaş, ırk vb. farklılıklar beden dili anlamlarını değiştirir. Bu farkların bilinmesi iletişim kurduğumuz insanları tanımamızı ve kendimizi ifade etmemizi sağlar. Karşımızdaki insanı anlamamızı kolaylaştırır, yanlış anlama veya anlaşılmaları önler. Bireyler arası ilişkide bireylerin “N” ve “S” kutupları birbirini çeker. Yüz yüze iletişim burada doğar. Bir kişinin ikna edilebilmesi için vücuttaki bioenerji kullanılmalıdır.
Karşımızdaki insanla iletişim kurarken, bir mesaj iletirken genellikle 3 kanal kullanırız. Bunlar göz, ses ve bedenimizdir(eller, ayaklar, bacaklar vb.) Bir kişinin iknasında beden dilinin en iyi şekilde kullanılması ve bireyler arası ilişkide vücut teması ikna için önemlidir.
Göz: Gözlerimiz kontrol edilemeyen tek organdır. Etkili iletişim kurmada en önemli aracılardan biridir. Bir insanın sadece gözüne bakarak gerçekte nasıl bir duygu içinde olduğunu anlayabilirsiniz. Korku, heyecan, sevinç, öfke, merak vb. duyguları yalnızca gözlere bakarak anlayabiliriz. Hoşlanınca göz bebeğimiz büyür, heyecanlanınca küçülür. Emniyet görevlileri gözün bu refleksinden hareketle suçluları tespit ettiğini hepiniz bilirsiniz. Yalan söyleyen birinin göz bebeklerinin büyüdüğünü deneyimlemişsinizdir. Karşınızdakini önemsiyorsanız göz temasını koruruz. Bakışlarımızı başka yöne çevirmek kişiyi ve söylenenleri önemsemediğiniz anlamına gelecektir. Bakışma süresi karşınızdaki insanla olan ilişkinin boyutunu da gösterir. “Gözler kalbin aynasıdır” atasözü iletişimde gözün önemini açık biçimde ortaya koyuyor. Görsel bir şeyi hatırlamaya çalışırken göz bebekleri sol üst tarafa doğru kayar.
Baş: Baş vücudun çatısı ve kontrol merkezidir. Tüm davranışlarımızın ve yaşamsal fonksiyonlarımızın merkezi beyindir. Beynimiz sağ ve sol olarak iki bölümden oluşur. Sağ bölüm hayal gücü, sezgi ve vizyon merkezidir ve görsel ifadelere daha hızlı tepki verir. Sol beyin ise mantıksal düşünce merkezidir bu nedenle kelimelere ve dile daha hızlı karşılık veriyor. Bu özellikleri ile beden dili iletişiminde gözden sonra gelen önemli mesaj araçlarından bir diğeri baştır.
İletişimde en temel onay veya reddetme hareketini başımızla yaparız. Onaylama başın öne doğru aşağı sallanması şeklinde, reddetme tam aksi yönde başın kaldırılması ile ifade edilir. Bazı kültürlerde ise sağa-sola doğru sallamak hayır anlamına gelmektedir. Yeni doğmuş bir bebeğin reddetme şekli ise uzatılan kaşıktan ters yöne başını çevirmesi şeklindedir. Dolayısı ile davranışların sonradan öğrenildiğini söyleyebiliriz. Başın duruşu, konumu bilgi kaynağıdır .
Baş konuşulan kişiye dönükse ilgiyle dinleme anlamı taşırken aksi yönde olması aynı fikirde olmama, anlaşmazlık ifadesi verir. Aşağı doğru eğik olan baş uysallık, kabullenme, üzgün olma durumu; yukarı doğru kalkık olan baş ise üstünlük, bilmişlik, küçümseme anlamına gelmektedir. Bakışlar ve başınızın konumuyla iletişimin nasıl ve ne kadar süreceğini belirleyebilirsiniz, karşınızdaki insanın sözünü kesmeden ona katılıp katılmadığınızı anlatabilirsiniz.
Eller: Ellerin iletişimde oldukça önemli bir yeri vardır. Düşünceler, söylenenler hakkında ipuçları verir. Konuşmanın yönünü belirler. Eller düşüncenin en güçlü destekleyicileridir. Sevgi ve saygımızı ellerimizle gösteririz. Saygı duyulan kişilerin eli öpülür, küçüklerin başı okşanır, sevdiğimizin yanağına dokunarak ifade ederiz sevgimizi.
Tanışmanın ilk hareketi tokalaşmak, el sıkmaktır. El sıkarken elin duruşu birçok anlama gelir. Tokalaşırken iki el yan yana eşit duruyorsa aynı konumda olunduğu mesajını verir. El öptürme pozisyonundaki biçimde el sıkışılıyorsa yani bir el açık şekilde üstte duruyorsa üstte olan elin sahibi daha üst konumdadır, yöneticidir. Otorite üsteki elin sahibindedir. Baş parmak çenenin altında işaret parmağı burun deliklerini tıkar şekilde ise eleştirel bir yaklaşımdadır. Vücudun önünde kenetli, birleştirilmişse ki buna bizim toplumumuzda “el pençe” diyoruz saygı ve alt konumda bir kişi işareti verir. Tam tersi eller vücudun arkasında birleştirilmişse özgüveni ve meydan okumayı ifade eder.
Avucun yukarı doğru açık ve öne doğru uzamış duruşu dilemek. İstemek fiillerini ifade eder. Çoğu kez dilenci duruşu olarak da adlandırılır. A. Şerif İzgören bu duruşu “muhtar emmi duruşu” ismini veriyor.
İşaret parmağı açık diğer parmakların kapalı olduğu el duruşu tehdit, uyarı içeriklidir. Bir noktaya doğru uzatılmış ise yön gösterme işaret etme anlamına gelir.
Kollar; göğüs hizasında vücudu sarar biçimde kapalılık, savunma ifade eder. Bir kolun aşağı doğru inmiş hali ise yarı kapalılık, savunmada kararsızlık anlamına gelir.
İletişim esnasında omuzlar kendinden emin dik ve konuşulan kişiye dönük olmalıdır. Aksi yöndeki gövdenin duruşu ‘söylediğini dinlemiyorum, benim için bir önemin yok, seninle ve söylediklerinle ilgilenmiyorum’ iletisini gönderir. Bir toplantıda ki konuşma gruplarına bakarak yakınlık derecesini, ilişki düzeyini (ast-üst) anlayabilirsiniz.
Bacaklar: Bacaklar bir diğer beden dili iletişim aracı olarak etkili iletişim kurmanızda size yardım edebilir. Yukarıda ellerin konumunda aktardığımız kapalılık durumu bacaklardan da anlaşılabilir. Eğer karşınızdaki kişi bacak bacak üstüne atmış oturuyorsa bilin ki savunma ve kapanma duygusunun göstergesidir. Kişi kabuğuna çekilmiştir. Dikkat edin bir fikir açıklayacağı zaman hemen bacaklar açılır, yan yana duruş şeklini alır. Bacakları açarak oturmak erkeksi ileti gönderir. Genç kızların bacaklarını açarak oturmaları kültürümüzde bu nedenle onaylanmaz. Aynı şekilde erkeklerinde bacaklarını birleştirmesi dişillere özgü olması nedeniyle farklı anlamlandırılır.
Bacak bacak üstüne atışta ayağın yönü ilgilenilen kişiye dönüktür. Birkaç kişinin bir arada oturduğu ortamlarda ayağın yönüne bakarak kimin kimden yana onay davranışında olduğunu ve/veya reddettiğini anlayabilirsiniz. Karşılıklı otururken ayak ayak üstüne atmak, kavgaya hazırım demektir.
Ses: Ses; iletişimde gönderdiğimiz mesajların % 7’sini oluşturur ve sanılandan çok daha önemlidir. Gözlerde olduğu gibi ses de yalan söylendiğini hemen belli eder. Bir insan doğruyu söylerken sesi kontrol eden kaslar rahattır. Oysa yalan söylenirken yaşanan bilinç dışı zorlanma bir gerilim yaratır ve kasların doğal düzeni değişir. Dolayısıyla ses titrer, kısılır, kontrol edilemez. Ses kendinden emin, güvenli bir tonlamayla çıkmalıdır. Telaffuz bozuklukları, kekeleme söylenenin doğru anlaşılması için olmazsa olmazlardandır. Nasıl söyleyeceğinizi çalışarak geliştirebilir, ses kaslarınızı güçlendirerek kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz.
Dinleme:İletişim sürecimde mesajın doğru anlaşılmasında dinleme son derece önemlidir.Dinlerken göz temasını koruma, not alma ve yansıtma davranışları önemli stratejilerdendir. İyi bir dinleyici, dinlemeye hazır şekilde bekler, göz temasını korur. Karşındakine hafifçe yaklaşır. Bu seni dinlemeye hazırım anlamında beden dili işaretidir. Karşınızdaki kişinin ihtiyacı olduğunda onun yanında olacağınızı bilmesine izin verin. Sizinle konuşmak istediğinde yaptığınız işi mesela gazetenizi bırakın, televizyonu kapatın ve dinlemeye hazır olun. Karşınızdaki size önemli bir şey anlatmaya çalışırken telefon konuşması yapmaktan kaçının. Karşınızdaki dikkatli ve nazik bir şekilde dinleyin. Konuşurken sözünü kesmeyin. Karşınızdaki konuşurken vereceğiniz cevabı hazırlamakla meşgul olmayın. Karşınızdaki konuşmasını bitirip sizden cevap isteyene kadar, düşüncenizi söylemeyi erteleyin. Başkalarının yanında karşınızdaki kişiyi eleştirmeniz yada uyarmanız, size gücenmesine ve kızgınlık duygularına neden olabilir ve size olan güven duygusunu zedeleyebilir.
Konuşurken fiziksel olarak onunla aynı seviyede olmaya dikkat edin, tepesinden bakmak yerine eğilin ve göz hizasında iken onunla konuşun. Eğer, kızgınsanız, karşınızdaki kişiyle konuşmak için sakinleşmeyi bekleyin. Aksi halde objektif olamayabilirsiniz. Yaptıklarıyla yada yapmadıklarıyla onu yargılamayın. Onu olduğu gibi kabul ettiğinizi gösterin. Karşınızdaki kişinin sizinle iletişim kurma çabasını destekleyerek açık iletişimin sürdürülmesine yardımcı olun. Etkin dinleme savunmayı azaltan, öz güveni zedelemeyen bir iletişim tekniğidir. Duygusal olarak gerilimi azaltır.
Etkin dinleyici olmak; karşıdakinin duygularını anlayabilmek, tanımlayabilmek, onlara zamanında yanıt verebilmek ve onları kendi sözcükleriyle tekrarlayarak konuşanın onayını almaktır. Duyguların yansıtılması kişinin duygularının açıklığa kavuşturulmasına, belirginleştirilmesine yardımcı olur. Etkili dinleyici olmak için; dikkati vermek, önyargısız olmak, konuşmaktan çok dinlemek, ilgi ve sabır ile dinlemek, anlamak için dinlemek gerekir.
İkili ilişkide karşı karşıya konuşulurken ışık ikna olması istenen kişinin yüzüne vurmalıdır. Amaç karşındakinin en ufak jest ve mimiğini görebilmektir. Kişiyi çalışma masasında kabul etmek büyük etki yaratır. Yönetici olarak seni işimin bir parçası kabul ediyorum ve işimi ciddiye alıyorum demektir.
Not alarak dinlemenin, not almadan dinlemeden çok özel bir fark vardır: İkili görüşmelerde, sözel iletişimde konuşan ve dinleyen agresiftir. Yeterince anlaşılmama kuşkusu içindedir. Bunun nedeni sözün uçucu olmasıdır. Yazıldığı anda söz, belge ve kanıt olur. Böylece karşıdaki kişi rahatlar.
Aktif dinleme olarak tanımladığımız bu yöntem sayesinde geri bildirim alma sürecinde karar almak için daha çok bilgi sağlar. Karar almak için daha iyi bilgi verir, bilgi ve talimatları denetler. Geri bildirim çözüm üretmeye yarar, çalışmaları motive eder. En iyi geri bilgilendirme iki yönlü olandır. Böylece takımınız size, siz takımınıza güven duyarsınız. Geri bilgi alınca bir şey yapın. Konu hakkında olumlu veya olumsuz ne yaptığınızı söyleyin.
Sonuç olarak; etkili iletişimin temel kuralı anlaşılmayı beklemeden önce anlamaya çalışmaktır. Değişmek, değişime hazır olmak etkili iletişim kurma yönünde atılacak en önemli adımdır. Bunun için açık ve olumlu ilişkileriniz olup olmadığını kontrol edin. Sorunlara ve kişilere olumlu yaklaşın, karşılaşılabilecek sorunları tahmin edin. Güvendiklerinizden yardım alın ve acele etmeyin. Ve en önemlisi yine ve yeniden kendinizi yenileyin. Geleceğin başarılı kişileri kendini yenileyip değiştirebilenler olacaktır. Kendinizi etkili iletişim kuran bir kişi olarak değiştirmek daha doğrusu geliştirmek için yapmanız gereken önceki deneyimlerinizi gözden geçirmek, var olan becerilerinizi değerlendirmek olacaktır. Güçlü yönlerinize eğilmek, güçsüz yanlarınızı geliştirerek daha etkili iletişim kurabilirsiniz.



Bilgi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Semra Çevik’in 24 Mayıs 2008 tarihinde verdiği “etkili iletişim teknikleri” konulu seminer.

Bakan Çavuşoğlu’dan Basına destek sözü

Nuri Kolaylı ve Yönetim Kurulu üyeleri, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nu Çankaya Köşkü’ndek... devamı

Marmara Bayram okurlarıyla buluşacak

BGC Marmara Bayram’ın ana teması, “Bursa’nın tarihi mirası” olarak belirlendi. devamı

Yusuf Kotaman’ı kaybettik

BGC üyesi Yusuf Kotaman, tedavi gördüğü Çekirge Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdi. devamı

Kolaylı: Medya özgür olmalı

Kolaylı, 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle açıklama yaparak basın özgürlüğünün önemine dikka... devamı

BGC'LİLER İFTARDA BULUŞTU

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar yemeği, gazetecileri ve ailelerini buluşturdu. devamı