"2012' den 2013'e Türkiye Siyaseti"

Bu sayfa 2013-02-20 14:24:46 tarihinde yayınlandı ve 2748 kez okundu.

Başesgioğlu ve Ayata, Yüz Yüze Söyleşileri’nde


Murat Başesgioğlu: “Türkiye artık seçim ortamına girdi. Önümüzde, üç seçim var. İlki yerel seçimler. Terör örgütünü meşrulaştıran, terör örgütünü siyasal muhatap kabul eden politikadan memnun değilseniz, bu ilk seçimden başlayarak siyasal iktidara ciddi bir uyarıda bulunmak gerekir.”
 Sencer Ayata: “Türkiye’de siyasal iktidarın her şeyden önce bir zihniyet sorunu var. Bilimle, kültürle, sanatla, üniversiteyle ve bilgiyle barışık değil bu zihniyet; bunları anlama güçlüğü var. Bir “ekonomi mucizesi”nden söz edilip duruluyor, gerçekte ise bu zihniyetle varılacak bir yer yoktur.”
 
 Uludağ Üniversitesi, Nilüfer Belediyesi ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin kurumsal işbirliği ve paydaşlığı ile gerçekleştirilen Yüz Yüze Söyleşileri’nin 2013 programı, Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yürütme Kurulu üyesi Murat Başesgioğlu ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata’nın katıldığı söyleşi ile başladı.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın moderatörlüğünde, Basın Kültür Sarayı Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleşen söyleşide Başesgioğlu, ağırlıklı olarak hükümetin terör konusundaki politikalarını, Ayata ise yönetim anlayışını eleştirdi.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, konukları takdim ettiği giriş konuşmasında, söyleşileri düzenleyen paydaş kurumlara ve katkıda bulunanlara teşekkür ederken, Bursalılara da yeterli ilgiyi göstermedikleri için sitemlerini iletti. Kolaylı, “İki büyük siyasal partimizin en yetkili isimlerinin katıldığı bu söyleşide, salonda hiçbir boş koltuğun kalmaması gerekirdi. Bu ilgisizliği anlayamıyorum ve bunu konuklarımızın huzurunda söylemek gereğini duyuyorum” dedi.

ANAYASA ÇİĞNENİYOR
Deneyimli siyasetçi, Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Murat Başesgioğlu, “Bu toplantıda Türkiye’nin yapısal sorunlarını değerlendirmek ve deneyimlerimi paylaşmak isterdim. Ne var ki siyasetin sıcak gündemi buna izin vermiyor” diyerek başladığı konuşmasında, ağırlıklı olarak hükümetin PKK terörü ve örgütü karşısındaki tutumu ile dış politikasını eleştirdi.
Murat Başesgioğlu şöyle konuştu:
“Hükümet bir görüşme başlattı. Aslında bir süredir devam eden bir süreç. Önceki adı “Oslo Görüşmeleri” idi, şimdiki adı “İmralı Görüşmeleri”… Görüşülen, bir terör örgütünün ağırlaştırılmış müebbet hapse hüküm giymiş elebaşı; görüşenler ise kamu görevlileri, devletin istihbarat örgütü yetkilileri… Başbakan, hükümet veya devlet görüşmüyor diyor, öyle kabul edelim. Ama hükümet veya devlet görüşmese de, devletin kurumlarının bu görüşmeleri yapmasının hukuksal bir dayanağı var mı? Hayır, yok! Anayasanın 4.,5. ve 10. maddeleri böylesi bir görüşmenin yürütülmesine kesinlikle izin vermiyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde de buna cevaz verecek kanunlar yoktur. Bizim mer’i hukukumuzda da, hükümete bu görüşmeleri yapabilmesi olanağını veren hiçbir kanun hükmü bulunmamaktadır. Ne Başbakanlık yasası, ne MİT yasası, ne de Milli Güvenlik yasası verir bu yetkiyi. Eğer varsa, bilmediğimiz, örneğin bir Milli Güvenlik Kurulu kararı, çıkıp açıklasınlar! Ama, böyle bir açıklamaları da yok…
Türkiye artık seçim ortamına girdi. Önümüzde, biliyorsunuz üç seçim var. İlki yerel seçimler. Terör örgütünü meşrulaştıran, terör örgütünü siyasal muhatap kabul eden politikadan memnun değilseniz, bunu ortaya koymanın tüm fırsatları önümüzdedir. Bu ilk seçimden başlayarak siyasal iktidara ciddi bir uyarıda bulunmak durumundayız. Türkiye’de demokrasiyi savunanlar, Türkiye’nin bölünmesine karşı çıkanlar sandıkta bu uyarıyı yapamazlarsa siyasal iktidarın uygulamaları sonucunda Türkiye’nin girdiği hatalı politikalardan çıkması zor. Kaybedilen her günün, her senenin ileride ağır bedeli olacak. Bunu unutmamak lazım.
Çıkış yolu şudur: Hükümet parlamentoya gelir, başta ana muhalefet partisi olmak üzere her şeyi açıkça anlatır. Girdiği bir takım dış angajmanlar varsa, bunları ifade eder ve uygulamalarına parlamenter bir zemin yaratmaya çalışır. Bunu yapması durumunda, terör konusunda sağlıklı bir tutuma ulaşacağı gibi her bakımdan açmaza giren dış politikasından da ülkeyi kurtarabilir. Bunun için seçimler çok önemli. İktidarın yanlışından dönmesi için seçimlerde ciddi şekilde ikaz edilmesi gerekiyor.”
 
BU ZİHNİYETLE BİR YERE VARILAMAZ
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata, hükümetin “ekonomik mucizesini“ değerlendirerek başladığı konuşmasını, “Bilgi toplumunu anlayamamış bir zihniyetle ekonomi mucizeleri de yaratılamaz, gelişmiş bir ülke de olunamaz” dedi.
Ayata, şöyle konuştu:
“Hükümetin ekonomik bir mucize yarattığı yazılıp çiziliyor. Pekiyi ne olmuş? Son on yılın ortalamasına baktığınız zaman Türkiye, ortalama yüzde 5 oranında büyüme göstermiş, daha fazla değil. Bunun mucize bir tarafı yok, çünkü Türkiye İkinci Dünya savaşı yallarında da ortalama yüzde 5 oranında büyümüştü. Çok partili döneme geçildikten sonra da yine yüzde 5 oranında büyümeyi sürdürmüştü. Demek ki, dünyanın savaş halinde olduğu, çevresini ateşin sardığı bir zamanda bile Türkiye yüzde 5 büyüyebilmişse, bugünkü yüzde 5’in mucize olduğundan bahsetmenin anlamı olamaz.
Türkiye’nin durumunu dünyanın içinden de görmek gerekiyor, doğru yargılara varabilmek için. Niceliklerde değil, nitelikte Türkiye ne yapıyor? Hangi nitelikleri geliştiriyor, öne çıkarıyor veya öne çıkarmaya çalışıyor?
Bilgi Toplumu deniyor günümüz toplumları için. Bilgi toplumunun çok önemli olduğu söyleniyor. Neden; çünkü bilgi niteliktir. İnsanlığın uzun bir tarihi var. Gelişmelerdeki sıçramaları veya nitel değişimleri anlamak için tümünü özetlemek gerekmiyor. Yakın zamana kadar nüfusun çoğunluğu kırlık alanlarda yaşıyordu. Zenginliğin ve refahın kaynağı bildiğimiz tarlaydı, topraktı.  Sanayi devrimi dediğimiz olay bunu sona erdirdi ve makinayı, fabrikayı zenginliğin kaynağı haline getirdi. Önceki yüzyılda bu adımı atan ülkeler her bakımdan ileri gitti. Zenginlik ve refah anlamında diğer ülkelerle aralarına büyük mesafeler girdi. Son 30-40 yıldır başka bir süreci, başka bir değişimi yaşıyoruz. Bilgi toplumu deniyor buna. Bu toplumda zenginliğin kaynağı bilgi. Ne kadar kaliteli, derinlikli, nitelikli bilgi, o kadar zenginlik! Buna da Bilgi Ekonomisi deniliyor…
Türkiye, Bilgi Toplumu’nun, bilgi ekonomisinin neresinde? Bu sorunun yanıtı, ekonomide mucizeler yaratmakla yakından ilgili. Mesela, “ihracat yaparken katma değeri yüksek ürünler ihraç edelim” diyoruz. Ne demektir bu? Adam basit bir şeyi üretiyor, minicik bir alet, ama hayatı kolaylaştıran, yaygın kullanım alanı olan ve kısa zamanda hayatın vazgeçilmezleri arasına giren bir ürün. Minnacık bir alet, ama sizin dizi dizi kamyonlarla sınıra gönderdiğiniz karpuzunuzun, veya kamyon kamyon başka meyve ve sebzenizin eşdeğeri…
Bunun önemini çok iyi anlamak gerekiyor. Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’yi bilgi ekonomisine, bilgi toplumuna taşımaya ne kadar hazır? Zihinsel olarak buna hazırlar mı?
Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’e sık sık soruyorum: “Hızlı tren ne zaman geliyor” diye… Japon yapmış hızlı treni. Saatte 400, 450 kilometre hızla gidiyor. Buna karşılık eski trenlerden daha konforlu, eski trenlerden daha güvenlikli! Buna yenileşme veya inovasyon deniliyor. Birbirin tamamlayan bir dizi yeniliğin, biri dizi inovasyonun bir araya gelmesi bu mucizeyi yaratıyor. Bilgi toplumu, bilgi ekonomisi açık fikirliliği, gelişmeleri bilimle anlamayı ve kavramayı gerektiriyor.
Bunu yapabilmek, bunu başarabilmek bir zihniyet meselesidir ve Türkiye bu konularda, Birleşmiş Milletler’in ölçümlerine göre, bırakalım ABD’yi, Avrupa’yı, Japonya’yı, Çin ve Hindistan’ı İndonezya’nın da gerisindedir.
Türkiye’de siyasal iktidarın her şeyden önce bir zihniyet sorunu var. Bilimle, kültürle, sanatla, üniversiteyle ve bilgiyle barışık değil bu iktidar…
Başbakan, Ortadoğu Teknik Üniversitesi için, Hocalar burada terörist mi yetiştiriyor, dedi. Bilim yuvası olmaktan çıktı, terör yuvası oldu bu üniversite, diyor. Üniversiteyi hiç anlayamamışsanız böyle konuşursunuz. Türkiye’nin her bakımdan en seçkin üniversitesini, en fazla patent alan, en fazla bilimsel yayın yapan, en fazla proje üreten ve dünyanın ilk 200 üniversitesi içine girebilmiş tek üniversiteyi karşıt gören, karşıtlarının kalesi gören bir zihniyetle nasıl bilgi ekonomisi kurulabilir, nasıl bilgi toplumu olunabilir!..
 Başesgioğlu ve Ayata söyleşinin ilk bölümünün tamamlanmasının ardından, dinleyicilerin sorularını yanıtladılar. Söyleşi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’nın Başesgioğlu ve Ayata’ya söyleşi anısına bir plaket sunması ile sona erdi.
Yüz Yüze Söyleşileri’nin 2013 programına göre 12 Şubat Salı günü gerçekleşecek “Yeni Anayasa  Çalışmaları” başlıklı söyleşiye Hüsamettin Cindoruk, Yasin Aktay ve Hikmet Sami Türk katılacaklar.
Söyleşiler  Derviş Eroğlu,  Şafak Pavey,  Zeynep Gülmez,  Amberin Zaman,  Şebnem Zorlu,  Muhammet Uzuner,  Renan Bilek, Ceyda Düvenci,  Özge Özder,  Bennu Yıldırımlar,  Özcan Yeniçeri, Bilhun Tamaylıgil, Masum Turker ve Altan  Erkekli ile devam edecek.
 
 
Özgeçmiş bilgileri:

Prof. Dr. Sencer Ayata
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı
İstanbul’da 13 Temmuz 1949'da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümünü bitirdi. Doktorasını University of Kent at Canterbury'de Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji alanında tamamladı.  1981 yılından itibaren ODTÜ Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. 1997-2003 yılları arasında ODTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanlığı, 2003-2010 yılları arasında ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevlerini yürüttü. ODTÜ Senato ve Üniversite Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Harvard, Oxford, Manchester Üniversiteleri ile Wissenschaftszentrum Berlin für Sozialforschung'da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasi Araştırmalar Vakfı ve Sosyal Demokrasi Derneği Üyesidir. Yayınlanmış çok sayıda makalesi ve 3 kitabı bulunmaktadır. 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata, evli ve 1 çocuk babasıdır.
 
Murat Başesgioğlu
Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi
Kastamonu’da,  1 Mart 1955'te doğdu.  İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Kastamonu Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak çalıştı. Kamu yararına çalışan çok sayıda dernek ve vakıfta kuruculuk ve yöneticilik görevi üstlendi. Kastamonu Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanıdır.
18, 19, 20 ve 21. Dönemde Kastamonu, 22 ve 23. Dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. 55. Hükümette İçişleri Bakanı, 58 ve 59. Hükümetlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 60. Hükümette Devlet Bakanı olarak görev yaptı.
Orta düzeyde Fransızca bilen Başesgioğlu, evli ve 2 çocuk babasıdır. 

BGC'LİLER İFTARDA BULUŞTU

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar yemeği, gazetecileri ve ailelerini buluşturdu. devamı

Marmara Bayram’ın konusu “Bursa’da kentsel dönüşüm”

Ramazan Bayramı’nın ilk günü yayınlanacak olan Marmara Bayram Gazetesi’nde ana konu olarak “Bursa’da k... devamı

BGC Başarı Ödülleri Yarışması sonuçlandı

163 eseri tek tek değerlendiren 7 kişilik BGC Jürisi, toplam 16 başarı, 18 mansiyon ödülü verdi. devamı

BGC YUNUSELİ KONUTLARINDA ELEKTRİK ABONELİKLERİ BAŞLADI

BGC Yunuseli konutlarında elektrik aboneliklerini internet üzerinden veya Merinos’taki hizmet binası ile Agor... devamı

Arınel’in üçüncü kitabı okurlarıyla buluşuyor

Bursa Gazeteciler Cemiyeti üyesi gazeteci-yazar Arzu Arınel’in üçüncü kitabı Kayıp Osmanlılar okurlarıy... devamı